
Öğlenin
kavurucu sıcağı yerini hafif hafif esen nazlı rüzgara bırakınca
biz de kendimizi dışarı attık. Bir kafenin balkonunda oturup
içeceklerimizi yudumlayarak hoşbeş ediyorduk. Kimimiz çayından,
kahvesinden vazgeçmeyerek sıcak havaya meydan okuyordu, kimimiz ise
belli ki sıcağa yenilmiş ancak kahvesinden de vazgeçememişti.
Soğuk kahvelerini keyifle yudumluyorlardı. Ben ise ne içeceğime
bir türlü karar veremediğimden kendimi bir sütlü tatlıyla
avutuyordum. Tramvay caddeden zilini öttüre öttüre geçiyordu,
sesi bizim şen kahkahalarımızla yarışabilecek kadar güçlü
değildi. Ancak onun gürültüsüyle adeta yarışan ve bizim
kahkahalarımıza tartışmasız bir şekilde galip gelen bir ses tüm
bakışlarımızı kendine çekti.