18 Mayıs 2016 Çarşamba

Sonra Kelimeler Sıralanır...







--------''Zaten erkeklerin hepsi aynı. Birlikte olduktan sonra aramazlar.'' sözünü çok defa duymuş olsa yine takılacağı nokta kendine söylenen suçlayıcı söz değil, karşıdakinin konuya ne kadar genel, sıradan ve bayağı baktığı konusudur. --------


197 Gün, Sultan Tarlacı 11.Gün syf:91


Bir cümle, bir kitap yazdıracak güçte olabilir. Bazen bir kitap, bir alıntı, otobüsteki bir yolcu düşündürür, düşündürür. Dalgın dalgın ya da için kıpır kıpır bir şekilde yürütür evin içinde. Saatler kaybettirir sana, mutfakta bulaşıklar birikir, ödevlerin seni bekler. Sonra kelimeler sıralanır.


‘’Gözlerinizdeki hayranlığı görebiliyorum. Fakat imrendiğiniz bu bilgeliğimin altında başlangıçta kınamış olduğunuz saflığım, aptallığım ve kafa karışıklığım yatmaktadır. Ön kabullerim ve küçümsemelerim değil.’’ dedi. Ona yine hayranlıkla baktılar. Bir bilge olduğuna iyice kanaat getirdiler. Gerçekte ise ne dediğini hiç anlamamışlardı.


Ona ‘’Çok safsın, her şeye kanıyorsun.’’ dedikten sonra bu aptal beyinden çıkan şeyleri görünce hayranlıklarını gizleyemediler. Kendilerinden utandılar. Gerçekte ise ne dediğini hiç anlamamışlardı. Hayran kaldılar ve hayatlarına kaldıkları yerden devam ettiler.
Aralarından bir alaycı daha en başında onun çok fantastik biri olduğunu söylemişti. Bunun üzerine herkes hak vererek gülmüş, eğlenmişti. Evet, o çok fantastik biriydi, kimse bunun farkına varamamıştı sadece. Biri o alaycıya ‘’Bu sefer hakikaten çok doğru bir tespitte bulundun.’’ derse, o yine sırıtmaya devam eder. Gerçekte ise ne demek istendiğini asla anlayamaz. Kendiyle övünmekten başka ne yapar?


Orada bulunan, her şeye şahit olan ama varlığı yokluğu belli olmayan o küçük çocuğun gözleri parladı, içi kıpırdadı.


--------Herkesin bakış açısının, birikimleri ölçüsünde genişlediğini söyler sıklıkla. Bu yüzden onu suçlasanız, hatta ona hakaret etseniz bile bunu ne şekilde, hangi konuda yaptığınıza bakacak, sinirlense bile bunu cahilce yapmamışsanız size olan tahammülü tükenmeyecektir.-------

197 Gün, Sultan Tarlacı 11.Gün syf:91

17 Mayıs 2016 Salı

Damdan Düşer Gibi


 ''Bal gibi de kıskanıyorsun.'' dedi oğlan. Yüzünde zafer kazanmanın mutluluğu vardı. Haklı çıkmanın zaferi. Karşısındaki kızın sıradan bir kız olmadığını henüz bilmiyordu. Kızın etrafında dört dönmüştü, olmayınca o şımarığa yönelmişti. Aklınca kızı kıskandıracak bu sefer kovalanan o olacaktı. Kızın dikkatini çekti çekmesine ama kalbini kazanmanın bu kadar basit oyunlarla mümkün olmadığını hiç düşünmemişti. ''Kıskanmak mı? '' dedi kız. Bir şey bildiği belliydi. ''Buna kıskanmak demeyelim. '' ''Ne diyelim o zaman?'' dedi o havalı esas çocuk. Havasının birazdan söneceğini fark etseydi keşke. ''Siz erkekler, kadınların peşinden koşmaya bayılırsınız. Biz ise bir erkeğin dünyasının merkezinde olmaya.'' Kız buna inanır, bunu bilir, bunu söylerdi. ''O sistemin güneşiyken ışığının bir anda söndürülmesi dayanılmazdır değil mi?'' dedi kız.  Kısacık bir sessizlikten sonra: ''Bu sadece kıskanmak olamaz, net bir ifadeyle bunun adı aşk olamaz.'' Oğlanın da esas meseleyi anlamasını istiyordu ama lafı uzatmadan. ''Ben o kızlardan değilim. '' diyiverdi. Oğlanın yüzünden okunuyordu bir şeyleri toparlamaya çalıştığı. ''Herkes aynı şeyleri söyler.'' diyebildi sonunda. Kibirden, çok bilmişlikten eser yoktu  yüzünde. Bildiği şeyi söylüyordu sadece kendinden emin ama kafası karışmış bir halde. Artık kız da anlamıştı tek zeki kendisi değildi bu dünyada. ''Ben kıskançlığını kin ve hırsa çevirip bir rekabetin içine giren kızlardan değilim. Seni ve o oyun arkadaşını unutmam o kadar kolay olur ki...'' Sizi o oyunun içinde bırakıveririm diyordu sanki. ''Ben sırf bir kıza üstünlüğümü kanıtlamaya çalışırken hırsın, rekabetin, entrikanın körlüğünde aşkı bulduğumu sanacak kadar aptal değilim.'' Kız söyleyeceğini söyleyip gittikten sonra oğlan öylece bakakalmadı. Öyle görünüyordu ama mesajı alamayacak kadar salak değildi. Salak olmayan birinin yanına aptal olmayan biri yakışırdı zaten.

İnsanları Hep Bir Seçime Zorladılar

İnsanları hep bir tercihte bulunmaya zorladılar. ‘’Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?’’ dediler ilk önce. Bulunduğun yere göre renk vermeyi belki de ilk o zaman öğrendik. ‘’Ablanı mı abini mi?’’ diye de sordular. Sonra da anneanneni mi yoksa babaanneni mi daha çok seviyorsun’a evrildi soru. Daha başka sorular da sordular. Mesela dediler ki ‘’Duygularınla mı yaşarsın mantığınla mı?’’ İstediler ki birini seç, sonuna kadar savun ve diğerini çürüt. Daima arkasında ol seçtiğin tarafın, daima karşısında ol diğer tarafın. ‘’Aşk mı, para mı?’’ diye de sordular, ‘’Aşk mı, gurur mu?’’ diye de. Sanki birini seçebilmek mümkünmüş gibi! Sanki insan sadece biriyle yaşayabilirmiş gibi! ‘’Kalp mi, beyin mi?’’ diye de soruyorlar. Ne dememi bekliyorlar? İkisiyle de yaşamıyor muyum ben? Kalbimi mi söküp atayım yerinden? Beynimi mi reddedeyim yoksa?

Bitmedi ama onların soruları. ‘’İç güzellik mi yoksa dış güzellik mi önemlidir senin için?’’ dediler. ‘’İkisi bir arada olmuyor mu hiç?’’ diye soruyorum içimden. ‘’Sarışın mı seversin, esmer mi?’’ diye de soruyorlar. ‘’Herkesin öz güzelliğini keşfetmeye çalışıyorum.’’ demek geliyor içimden. ‘’Şehir insanı mısın, köy insanı mısın?’’ diye de sordular. Saydılar tüm artı ve eksileri. İkisini de düzenlemek, iyileştirmek geçmedi mi hiç akıllarından? ‘’Pop mu dinlersin, rock mı?’’ diye de sordunuz. Cevabıma göre kim olduğumu buldunuz. Siz müzikten ne anlıyorsunuz?

‘’Aile mi, arkadaşlar mı?’’ diye sordular. Yeni evli erkeği annesi ile karısı arasında bıraktılar. Herkes bir ideoloji tuttu, parti kurdu. Koca toplumun kurtuluşu tek bir fikre bağlıymış gibi.

Düzenli bir iş için matematik gerekti. Sağlıklı bir ruh için de sanat. Kimisi aşkı sadece hormonel bir olay sandı, kimisi koca koca şiirler yazdı sevdiceğinin kaşına gözüne.

Çocuğu annesi doğurdu, babası ona kalkan oldu. Aşk vücudun kimyasını değiştirirken şiirler yazdırdı, şarkılar söyletti aşığa.

Şehrin olanaklarını tatmışken vazgeçemedim şehirden, doğaya atmaktan da geri bırakamadım kendimi.

Ne sadece duygularımla yaşayabildim ne de sadece mantığımla. Ne parasız yaşayabilirim ne sevgisiz. Ne de gururumdan vazgeçerim.

Beynim tüm vücudumu yönetti, kalbim tüm vücuduma kan gönderdi. Beğendiğim şarkıyı dinledim türüne takılmadan. İçinin güzelliği dışına vuranlardan hoşlandım. Zor olmadı zaten herkesin güzel bir yanı olduğuna inanırken.

İnsanı hep bir seçime zorladılar ama onu hiç tanımadılar.
Her şeyi yanlış anladılar. Her şeyin cılkını çıkarttılar.  

Nur Sava