17 Mayıs 2016 Salı

Damdan Düşer Gibi


 ''Bal gibi de kıskanıyorsun.'' dedi oğlan. Yüzünde zafer kazanmanın mutluluğu vardı. Haklı çıkmanın zaferi. Karşısındaki kızın sıradan bir kız olmadığını henüz bilmiyordu. Kızın etrafında dört dönmüştü, olmayınca o şımarığa yönelmişti. Aklınca kızı kıskandıracak bu sefer kovalanan o olacaktı. Kızın dikkatini çekti çekmesine ama kalbini kazanmanın bu kadar basit oyunlarla mümkün olmadığını hiç düşünmemişti. ''Kıskanmak mı? '' dedi kız. Bir şey bildiği belliydi. ''Buna kıskanmak demeyelim. '' ''Ne diyelim o zaman?'' dedi o havalı esas çocuk. Havasının birazdan söneceğini fark etseydi keşke. ''Siz erkekler, kadınların peşinden koşmaya bayılırsınız. Biz ise bir erkeğin dünyasının merkezinde olmaya.'' Kız buna inanır, bunu bilir, bunu söylerdi. ''O sistemin güneşiyken ışığının bir anda söndürülmesi dayanılmazdır değil mi?'' dedi kız.  Kısacık bir sessizlikten sonra: ''Bu sadece kıskanmak olamaz, net bir ifadeyle bunun adı aşk olamaz.'' Oğlanın da esas meseleyi anlamasını istiyordu ama lafı uzatmadan. ''Ben o kızlardan değilim. '' diyiverdi. Oğlanın yüzünden okunuyordu bir şeyleri toparlamaya çalıştığı. ''Herkes aynı şeyleri söyler.'' diyebildi sonunda. Kibirden, çok bilmişlikten eser yoktu  yüzünde. Bildiği şeyi söylüyordu sadece kendinden emin ama kafası karışmış bir halde. Artık kız da anlamıştı tek zeki kendisi değildi bu dünyada. ''Ben kıskançlığını kin ve hırsa çevirip bir rekabetin içine giren kızlardan değilim. Seni ve o oyun arkadaşını unutmam o kadar kolay olur ki...'' Sizi o oyunun içinde bırakıveririm diyordu sanki. ''Ben sırf bir kıza üstünlüğümü kanıtlamaya çalışırken hırsın, rekabetin, entrikanın körlüğünde aşkı bulduğumu sanacak kadar aptal değilim.'' Kız söyleyeceğini söyleyip gittikten sonra oğlan öylece bakakalmadı. Öyle görünüyordu ama mesajı alamayacak kadar salak değildi. Salak olmayan birinin yanına aptal olmayan biri yakışırdı zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder