2 Temmuz 2017 Pazar

Aşk ve Gurur ya da Gurur ve Önyargı // Kitap Yorumu





Jane Austen'ın eserlerini "kurgu olduğunu belli edercesine" inatla mutlu sonla bitirmesini yer yer masalsı ve gerçekdışı bulsam da okurken sanki Jane Austen hiçbir değişiklik yapmadan sadece isimleri ve birkaç detayı değiştirip her şeyi olduğu haliyle yazmış gibi hissediyorum. Belki de o iyi bir romancıdan ziyade iyi bir gözlemciydi. Galiba ben onun bu yönünü çok seviyorum.

Pride and Prejudice ise Austen'ın en sevilen eserlerinden, Elizabeth Bennet de en çok etki uyandıran karakterlerinden. Onun maddi hiçbir şeye sahip olmamasına ve güçlü bağlantıları/akrabaları bulunmamasına rağmen kişilik sahibi dik duruşu dönemin şartları da düşünüldüğünde elbette takdire şayan.

Roman adeta her şeyi özetleyen hayli çarpıcı bir cümleyle başlıyor. Bennet ailesinin yakınlarındaki bir malikanenin halivakti yerinde, genç, bekar Mr. Bingley tarafından kiralanması kafasını kızlarına zengin bir kısmet bulmakla bozmuş olan anne Mrs. Bennet'i harekete geçirir ve baba Mr. Bennet'i onu ziyarete gitmeye ikna etmeye çalışır. Mrs. Bennet ömür törpüsü gibi bir kadın ancak yine de içinde bulundukları durum göz önüne alındığında ona hak vermemek mümkün değil. Baba Mr. Bennet ise kendi halinde, aklı başında, kabullenmiş ve biraz da muzip bir adam.

Elizabeth'in naif, duygularını kendi içinde yaşayan ablası Jane de ilgi uyandıran bir diğer karakter. Onun, duygularını kendi içinde yaşaması iyi bir şey gibi gözükse de acı çekmesine sebep olur. Elizabeth'in kendinden küçük üç kız kardeşi daha vardır.

Kitaplarda ana kahramanların etrafında bir şekilde görülen, üzerinde fazla durulmayan fakat okuyucuların kesinlikle önemsemesi gerektiği yan karakterler vardır. Elizabeth'ten yaşça büyük olan arkadaşı Charlotte Lucas da bunlardan biridir benim gözümde. Elizabeth'in ne olursa olsun aşkı arayan haline karşın o kendini güvence altına alacak bir evliliği seçer. Bir anlamda mantık evliliği yapan bu kadın bence gayet gerçekçi davranışlar sergiler. Bugün bile birçok kadın böyle evlilikler yapmak zorunda kalır. Ailesinden anlamlı bir miras elde edemeyecek ve mesleği/eğitimi iyi bir iş bulup rahat bir şekilde geçinmesine el veremeyecek olan günümüz kadınları da onunki gibi bir durumda aynen onun yaptığı gibi yapabilir.

Yüzeysel olarak bakıldığında masalsı bir aşk hikayesine benzeyen bu eser, üzerinde düşünüldüğünde birçok ince ayrıntı farkedilicektir. O nedenle eseri hafife almak bence yazarına haksızlık olur. Zira çiftin birlikte göründüğü ve karşılıklı konuştuğu sahneler aslında oldukça az. Elizabeth'in ailesi içinde ve çevresinde gelişen olaylar önplanda, hikaye bunun üzerine inşa edilmiş. Eserde Elizabeth Bennet ve Mr. Darcy karakterleri aracılığıyla gurur ve önyargı kavramlarının daha doğrusu gururdan kaynaklanan önyargının işlendiğini ve bunların nasıl aşk sayesinde kırılabileceğinin gösterildiğini söyleyebiliriz.

Birçok güzide eser gibi bu eserin de dizi ve film uyarlamaları yapılmış. 1995 yapımı bir minidizi ve 2005 yılında çekilen bir film. Kitaba uygunluk bakımından minidizi mükemmel. Neredeyse her şey kitaptaki gibi ekrana yansıtılmış fakat film öyle değil. Yine de olayların fazla saptırılmadığını ve fena bir uyarlama olmadığını söyleyebilirim. Müzikleri ise şahane.

Tüm bunların yanında anlayamadığım bir şey var. Özgün adı Gurur ve Önyargı olan bu roman ülkemizde çoğu yayınevi tarafından Aşk ve Gurur adıyla yayımlanmış. Ben de bir zamanlar bu iki çevirinin de farklı eserlere ait olup farklı konulara değindiğini sanırdım. Kütüphanede elime Türkiye İş Bankası Yayınları'nın çevirisi geçti ve farkında olmadan bu kitabı adına yaraşır şekliyle okuyabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Çünkü ben okurken sık sık gurur ve önyargı kavramları üzerine düşünmüştüm. Hangi karakterin neyi temsil ettiğini anlamaya çalışmıştım. Bağlantılar kurarken bu ikisi hep aklımdaydı. Gurur ve önyargının nasıl içiçe geçtiğini görmüştüm.

Eğer Aşk ve Gurur ismiyle bu kitabı okusaydım sanırım önyargı kavramı aklıma bile gelmeyecekti ve ben maalesef çoğu detayı kaçırmış olacaktım. Çünkü "Aşk ve Gurur" dendiğinde aklıma gururu ve aşkı arasında kalan insan(lar) geliyor. Bu isim belki çok uç bir çeviri sayılmaz ama ben yine de -roman bir aşk romanı olsa bile- bu ismin tüm romanı temsil etmediğini düşünüyorum. Yalnızca Mr. Darcy karakteri için uygun görünüyor bu isim. Oysa romanın baş kahramanı Elizabeth Bennet'tir ve Mrs. Bennet bile Mr. Darcy'e karşı servet sahibi olmasına rağmen önyargılıdır.

Çeviri işi zor iş, kabul ediyorum. Zorluğun daha başlıkta başladığını da biliyorum. Bazen hedef dilde o sözcüğün karşılığı olmaz bazen de olsa bile kültür ve anlayış farkından dolayı o sözcüklerin etrafında toplanan çağrışımlar kafakarıştırıcı olur. İki dilin yapısal farklılıklarından da kaynaklanabilir bazen sorunlar.

Karlar Ülkesi filmini hatırlayın. Orijinal adı Frozen olan bu filmi Türkçe'ye "Donmuş" olarak çevirmek sanırım nahoş olurdu. Bana kalırsa kimse o adı duyunca filmin bir animasyon çocuk filmi olduğunu düşünemezdi. "Karlar Ülkesi" olarak çevirmek bu durumda gayet başarılı bir iş olmuş.

Pride and Prejudice'e dönecek olursak, buradaki sorun böyle değil. Aslında burada bir sorun da yok. Dilimiz Pride and Prejudice'deki kadar ahenkli olmasa da orijinal adına uygun şekilde çevirmeye müsait. Eserin sahibi bile başlıkta aşka vurgu yapmamışken ve "önyargı" eserde bu kadar güzel işlenmişken nasıl olur da aşk için prejudice'den vazgeçilir?

Bir de şuna inanıyorum; yazarların söylemek istedikleri şeyler vardır ve hiçbir yazar eserine rastgele bir isim vermez.

Fotoğraf bana aittir.

Nur Sava


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder