21 Haziran 2016 Salı

Niye Bu Kadar Sevindi Ki? // Hikaye



Küçük, koşarak girdi içeri. Heyecanla bağırdı:

-’’Kirazlar olmuş, kirazlar olmuş.’’ Ufacık ellerine sığdırabildiği tüm kirazları koydu ahşap masanın üzerine. O kadar mutluydu ki, gözleri öyle parlıyordu ki... Kimimiz onun neşesine ortak oldu, kimimizin ise ‘’ne olmuş yani, ne gerek var bu kadar galeyana durduk yerde’’ diyordu bakışları. Çocuk işte alt tarafı üç-beş kiraz, bir şey sanıyor.

Ufaklık hiç takmadı o bakışları, gördüğü ilgi hoşuna gitti onun. Odaya şöyle bir göz attıktan sonra
- ‘’Herkese bir tane var.’’ dedi aynı heyecanla aynı parıltıyla. Ellerini çırptı.
Niye bu kadar sevindi? Bir tane bile olsa herkesin kiraz yiyebileceğine mi? Bir tane kiraz neye yeter ki? Niye bu kadar sevindi?

Küçük hiç kaybetmedi heyecanını, gözlerindeki parıltıyı. Masadaki kirazları toplamaya giriştiği sırada bir tabak getirdi ablam. Hazine bulmuş gibi sevindi.
Niye bu kadar sevindi ki? 

-’’Dedee, bunları yıkamamıza gerek yok dimi?’’ diye sordu ufaklığın sadece birkaç yaş büyük olan ablası. Kardeşi kadar coşkulu olmasa da o da heyecanlıydı.

-’’Yok evladım, zehir atmayız hiç.’’ diye cevap verdi babacan bir tavırla. Torunlarını neşeli görmek onu da şenlendirmişti anlaşılan. ‘’Yıkamanıza gerek yok.’’ derken ne de keyifliydi. Ulaşamadıkları bir özgürlüğü ilk defa tattırmış gibi.

Küçücük elleriyle koydu tüm kirazları tabağa. Tek tek dağıtmaya başladı. Sıram gelince aldım bana düşen kirazı duygusuz, otomatikleşmiş bir gülümsemeyle.

Ufaklık hiç susmuyordu.
-’’Dedee, seneye daha çok kiraz olur dimi?’’
-’’Allah verirse neden olmasın evladım?’’ Başını okşadı ufaklığın. O ise anlamadı dedesinin ne demek istediğini. Anlamış gibi yaptı, bilgece bir şey söylediğini anladı sadece. Anlamadı ne dediğini ama hissetti belki de.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder